Bir Çekirdekten Bin Çekirdeğe / Abdullah BOZDEMİR

Anasayfa » Abdullah BOZDEMİR » Bir Çekirdekten Bin Çekirdeğe / Abdullah BOZDEMİR
share on facebook  tweet  share on google  print  

Bir Çekirdekten Bin Çekirdeğe / Abdullah BOZDEMİR

"Abdullah BOZDEMİR" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Bir
































 

Bir Çekirdekten Bin Çekirdeğe


Bir çekirdekten bin çekirdeğe’ başlığını ilk okuduğunuzda ne anladınız?

Çekirdekten meyvayı veya bitkiyi kastettiğimizi algıladıysanız sizin duyarlılığınıza, çabanıza, birikiminize ve rehberliğinize ihtiyaç var demektir. 

Yok eğer bilgisayar işlemci hızından bahsettiğimiz yönünde bir algınız oluştuysa anlatacaklarımız sizin için çok daha önem kazanmaktadır.
 

Doğal yaşamın önemini bilmeyenimiz kalmadı. Sınırlı kaynaklara sahip olan doğanın her geçen gün yok edilmesi ve yıkıma uğratılması karşısındaki bilgisizliğimiz ve duyarsızlığımızın boyutları; gelecekte bizlerin nasıl bir yaşam formunun içinde olacağımızın da ölçüsü olacaktır.  

Bu formun projeksiyonları bilim kurgu filmlerinde bolca yapılmaktadır. Küresel ölçekteki çaresizliğimize sığınıp günümüz tüketim toplumunun bir parçası olmayı kendisine gurur kaynağı yapan insanlardaki mutsuzluğunun çaresi ne olabilir? 

Bir çekirdek !
Evet yanlış okumadınız, bir çekirdek !

Yıl 1962

Elizabeth Mac Callum, Kanadalı bir öğretmenin K.Maraşta doğan kızı. Kanada dışişlerinde önemli görevlerde bulunduktan sonra emekliye ayrılır. Ancak doğduğu ve anadili gibi konuştuğu Türkçeyi ve Türkiye’yi hiç unutmaz. “Doğduğum topraklara borcum var onu ödemeliyim” der. E. Mac Callum Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin erozyon olduğunu biliyordu. Bunun için resmi girişimlerde bulunur ve Tarım Bakanlığına başvurarak bu konuda çalışma yapabileceği bir yer gösterilmesini ister. Batıda bazı yerler gösterirler. Oralar yeşil der Doğuda bu işin bilincine varmış çorak bir köy ismi verilmesini ister.
 

Orhan Bozdemir, Kemah-Kardere köyü dernek başkanı. İstanbul da doğmuş bir Cumhuriyet aydını. Atalarının toprağına kara sevdalı. Köye içme suyu getirilmesi, ilçeyle köy arasındaki yolun yapımı ve erozyona karşı ağaçlandırma ve sulama çalışmaları için köy halkını örgütleyerek büyük bir çalışma içine girer. Hep birlikte günün koşullarındaki çaresizlik içinde çare üretirler, köyün makus talihini tersine çevirmek için bıkmadan usanmadan çalışırlar. Çalmadık kapı bırakmazlar. Kaderlerine asla boyun eğmezler.
 
İşte bu iki ülke ve doğa sevdalısının yolları erozyona karşı başlatılan bu büyük projede kesişir.

E.Mac Callum 65 yaşında katır sırtında geldiği Kardere’ de köylülere şöyle seslenir. “ Değerli Kardere’liler, siz vatanınızın bir karış toprağını yabancılara çiğnetmemek için can vermeye hazır olan kahramanlarsınız. Halbuki Anadolu’nun vilayetler genişliğinde kıymetli toprakları erozyon yüzünden Fırat nehri yoluyla yabancı ülkelere akıp gidiyor. Buna karşı beraberce mücadele etmeğe hazır mısınız.”
 

Kardere’liler çoktan hazırdır. 



O günün zor ve imkansız koşullarında büyük bir destan yazarlar. Sular akıtılır, yollar yapılır, orman yeşertilir. Bugün bu destanın türkülerini o şirin ormanın içinde özgürce uçuşan kuşlar çoşku içinde söylemektedirler!
 

Yıllar içinde bu ağaçlandırma çalışmaları hızını kaybeder. Köy halkının gurbette varolma mücadelesi bu çabaların sekteye uğramasında ki en büyük etkendir. Son on yılda yeniden başlatılan çalışmalar sonucu köy cevizliğinin oluşturulması ve giriş yolu boyunca yeni ağaç fidelerinin boy vermeye başlaması, ikinci bir atılımın başladığının işareti olarak gözükmektedir.

Ancak arazinin büyüklüğü ve çoraklığı düşünüldüğünde bu çalışmaların önemli fakat, yetersiz kaldığı da bir gerçektir. 

Bugün TEMA öncülüğünde ülke çapında yürütülen erozyonla mücadelenin ve ağaçlandırmanın Kardere de tekrar başlatılması ve yürütülmesi; elli yıl önce bu mücadeleyi başlatmış olan Kardere'lilerin çocuklarının tarihi bir sorumluluğudur.
 

Kurumsal ve örgütsel çalışmaları beklemeden ben ne yapabilirim diye soracak olursanız söyleyeceğimiz şudur: 

Bir çekirdek ! 
Nasıl mı? İşte cevabı.



TEMA tarafından başlatılan ve Doğa Gönüllüleri Derneği’nin internette de dolaşan aşağıdaki yazısı doğaya katkı ve erozyonla mücadele için harika bir fikirdir.
 

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl.

Bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün. 

Gömme imkanınız yoksa bir poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler… 

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu yapmayın ve yaptırmayın. Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan ya da dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış…

En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...

Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım… 

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır. 

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler,
DGD
Doğa Gönüllüleri Derneği 

Çekirdekleri ister biriktirerek köyüne gönder dağa taşa serpilsin; ister şehirde, ilçede, kasabada toprağı gördüğün alanlara savur. Yeter ki çekirdekleri toprakla buluştur. Toprak onları bir şekilde saklayacak ve günü geldiğinde yaşama senin bir armağanın olarak sunacaktır. 

Unutmayalım ki; bir ağaç 150 kişiye oksijen sağlamaktadır. Ne kadar vatan toprağını saklayacağının kodları ise doğayla buluşturacağımız çekirdekte gizlidir!



Abdullah Bozdemir
İstanbul, 25.5.2010




Tür : Kültür - Sanat Tarih : 25.05.2010
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this